Boşanma Davası Avukatı Ankara

Boşanma Davası

Boşanma Davası: Evlilik Birliğinin Sona Ermesi ve Hukuki Süreçleri

Boşanma Davası Nedir?

Evlilik, Türk Medeni Kanunu (TMK) tarafından düzenlenen ve eşler arasında hukuki bir bağ oluşturan önemli bir kurumdur. Ancak hayatın çeşitli dinamikleri ve eşler arasındaki uyumsuzluklar nedeniyle bu birlik sona erebilir. Evliliğin sona erme nedenleri arasında eşlerden birinin ölümü, gaipliğine karar verilmesi, evliliğin butlanına veya iptaline karar verilmesi ve boşanma yer almaktadır. Boşanma, eşlerin sağlığında, mahkeme kararıyla evlilik birliğini hukuken sona erdirmesidir. Bu makale, boşanma davasının türlerini, açılış süreçlerini, dikkat edilmesi gereken hukuki hususları ve boşanmanın doğuracağı sonuçları detaylı bir şekilde ele alarak, bu zorlu süreçte yol gösterici olmayı amaçlamaktadır.

Yasal Çerçeve ve Temel İlkeler

Boşanma davaları, başta 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu olmak üzere ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde yürütülen karmaşık hukuki süreçlerdir. Bu süreçte, eşlerin karşılıklı hak ve yükümlülükleri, çocukların velayeti, nafaka, tazminat ve mal paylaşımı gibi birçok önemli konu yasal düzenlemelerle belirlenir.

Türk Medeni Kanunu, boşanma sebeplerini sınırlı sayıda (numerus clausus) saymıştır. Bu sebepler, özel boşanma sebepleri (zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk, akıl hastalığı) ve genel boşanma sebebi (evlilik birliğinin temelinden sarsılması) olarak iki ana kategoriye ayrılır. Her bir boşanma sebebinin kendine özgü şartları ve ispat yükümlülükleri bulunmaktadır.

Görevli ve Yetkili Mahkeme:

Boşanma davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemeleri’dir. Aile Mahkemesi bulunmayan yerlerde ise Asliye Hukuk Mahkemeleri, Aile Mahkemesi sıfatıyla bu davalara bakar. Yetkili mahkeme ise Türk Medeni Kanunu’nun 168. maddesine göre belirlenir:

TÜRK MEDENİ KANUNU

Madde 168- Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

Bu yetki kuralı, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun genel yetki kurallarından farklı olarak, boşanma davalarına özgü bir düzenlemedir. Taraflar yetki itirazında bulunmadıkça başka bir yer mahkemesinde de dava açılabilir; ancak bu durum, davanın esasına etki etmez ve mahkeme re’sen yetkisizlik kararı veremez.

Boşanma Davası Türleri: Anlaşmalı ve Çekişmeli

Boşanma davaları, eşlerin boşanma ve boşanmanın ferileri (nafaka, tazminat, velayet) ile mal paylaşımı gibi konularda uzlaşma durumlarına göre iki ana başlık altında incelenir: Anlaşmalı Boşanma Davası ve Çekişmeli Boşanma Davası.

  1. Anlaşmalı Boşanma Davası

Anlaşmalı boşanma, eşlerin boşanma konusunda tam bir uzlaşmaya varması ve boşanmanın tüm hukuki sonuçları üzerinde mutabık kalması halinde tercih edilen bir yoldur. Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen bu dava türü, genellikle daha hızlı ve daha az yıpratıcı bir süreç sunar.

TÜRK MEDENİ KANUNU

Madde 166- … Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.

Anlaşmalı Boşanma Davasının Şartları:

Evlilik Süresi: Evlilik birliği en az bir yıl sürmüş olmalıdır. Bu süre, dava açıldığı tarihte tamamlanmış olmalıdır.

Ortak Başvuru veya Kabul: Eşler, boşanma talebiyle mahkemeye birlikte başvurmalı ya da bir eşin açtığı boşanma davasını diğer eş kabul etmelidir.

Hakimin Tarafları Bizzat Dinlemesi: Hakim, tarafları duruşmada bizzat dinleyerek, boşanma iradelerinin hiçbir baskı altında kalmaksızın serbestçe açıklandığına kanaat getirmelidir. Bu şart, vekaletname ile temsilin mümkün olmadığı, eşlerin duruşmada şahsen bulunmasını gerektiren önemli bir usul kuralıdır.

Anlaşmalı Boşanma Protokolü: Eşler, boşanmanın mali sonuçları (yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat, mal paylaşımı) ve çocukların durumu (velayet, iştirak nafakası, kişisel ilişki) hususunda yazılı bir anlaşma (protokol) hazırlamalıdır.

Hakimin Protokolü Uygun Bulması: Hakim, taraflarca hazırlanan anlaşmalı boşanma protokolünü, özellikle çocukların menfaatleri ve kamu düzeni açısından uygun bulmalıdır. Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak protokolde gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü halinde boşanmaya hükmolunur. Özellikle velayet ve iştirak nafakası gibi konularda hakim müdahalesi sıkça görülür. Örneğin, ortak velayet konusunda bazı hakimler Türk hukuk sistematiğinde yer almadığı gerekçesiyle tarafları tek velayet seçimine yönlendirebilir.

Anlaşmalı boşanma davaları, genellikle taraflarca ıslak imzalı olarak hazırlanan anlaşmalı boşanma protokolünün, anlaşmalı boşanma davası dilekçesi ekinde mahkemeye sunulması ve gerekli harçların yatırılması ile açılır. Çekişmeli olarak başlayan bir boşanma davası da yargılamanın her aşamasında tarafların anlaşmaya varması ve protokol sunması halinde anlaşmalı boşanmaya çevrilebilir.

Anlaşmalı Boşanma Protokolünün Önemi:

Anlaşmalı boşanma protokolü, boşanmanın tüm hukuki ve mali sonuçlarını düzenleyen kritik bir belgedir. Bu protokolün hatalı veya eksik hazırlanması, ileride geri dönüşü imkansız hak kayıplarına yol açabilir. Bu nedenle, protokolün hazırlanması sürecinde alanında uzman bir boşanma avukatından destek alınması şiddetle tavsiye edilir.

  1. Çekişmeli Boşanma Davası

Çekişmeli boşanma davası, eşlerin boşanma veya boşanmanın ferileri konusunda anlaşamaması durumunda açılır. Bu dava türünde, Türk Medeni Kanunu’nda sınırlı olarak sayılan boşanma sebeplerinden birine dayanılması ve karşı tarafın kusurlu olduğunun hukuka uygun delillerle ispat edilmesi gerekmektedir. Çekişmeli boşanma davaları, anlaşmalı boşanma davalarına göre daha uzun, karmaşık ve maliyetli olabilir.

Çekişmeli Boşanma Sebepleri:

Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen çekişmeli boşanma sebepleri şunlardır:

Zina (Aldatma) (TMK m. 161):

TÜRK MEDENİ KANUNU

Madde 161- Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.

Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış (TMK m. 162):

TÜRK MEDENİ KANUNU

Madde 162- Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.

Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme (TMK m. 163):

TÜRK MEDENİ KANUNU

Madde 163- Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir.

 

 

Terk (TMK m. 164):

TÜRK MEDENİ KANUNU

Madde 164- Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hâkim veya noter tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş, boşanma davası açabilir. Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır. Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hâkim veya noter, esası incelemeden yapacağı ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi hâlinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda bulunur. Bu ihtar gerektiğinde ilân yoluyla yapılır. Ancak, boşanma davası açmak için belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz.

Terk ihtarının noterler tarafından yapılmasına ilişkin usul ve esaslar, Mirasçılık Belgesi Verilmesi ve Terk Eden Eşin Ortak Konuta Davet Edilmesi İşlemlerinin Noterler Tarafından Yapılmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ile düzenlenmiştir.

 

MİRASÇILIK BELGESİ VERİLMESİ VE TERK EDEN EŞİN ORTAK KONUTA DAVET EDİLMESİ İŞLEMLERİNİN NOTERLER TARAFINDAN YAPILMASINA İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK

Madde 7- (1) Noter, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 164 üncü maddesinde düzenlenen terk nedenine dayalı boşanma davasının ön koşulu olan terk ihtarının yapılmasını talep eden eşin istemi üzerine ihtarname düzenler. İhtar, dava şartları incelenmeksizin yapılır.

Akıl Hastalığı (TMK m. 165):

TÜRK MEDENİ KANUNU

Madde 165- Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir.

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması (Şiddetli Geçimsizlik) (TMK m. 166/1-2): Bu, genel boşanma sebebidir.

TÜRK MEDENİ KANUNU

Madde 166- Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.

Yargıtay içtihatları, bu kapsamda birçok farklı davranışı boşanma sebebi olarak kabul etmiştir. Örneğin, 2. Hukuk Dairesi’nin 2023/441 E., 2023/3144 K. sayılı kararında, ortak hayatı temelinden sarsacak derecede geçimsizlik olup olmadığı ve kusurun kimden kaynaklandığı hususları değerlendirilmiştir.

  1. Hukuk Dairesi 2023/441 E. , 2023/3144 K.

Uyuşmazlık, davacı kadın tarafından açılan boşanma davasında taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamında imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, ortak çocuk lehine hükmedilen tedbir ve iştirak nafakası, davacı kadın lehine hükmedilen tedbir ve yoksullluk nafakası ile maddî ve manevî tazminat verilmesi şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği ve miktarlarının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır    2.  İlgili Hukuk  4721 sayılı Kanun’un 4 üncü ve 6 ncı maddesi, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 169 uncu, 182 nci, 327 nci, 328 inci ve 330 uncu maddesi, 6100 sayılı Kanun’un 190 ıncı ve 194 üncü maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 50 nci, 51 inci maddeleri 3.  Değerlendirme

Çekişmeli boşanma davası açmak için, hazırlanan dava dilekçesi yetkili ve görevli mahkemeye sunulmalı ve gerekli harçlar ile masraflar yatırılmalıdır. Dilekçede, dayanılan boşanma sebebi açıkça belirtilmeli ve karşı tarafın kusurlu olduğunun hukuka uygun delillerle ispat edilmesi gerekmektedir.

Anlaşmalı ve Çekişmeli Boşanma Davalarının Temel Farklılıkları

Özellikle Anlaşmalı Boşanma Davası Çekişmeli Boşanma Davası Taraflar Arasındaki Anlaşma Durumu Taraflar, boşanma, velayet, nafaka, tazminat, mal paylaşımı gibi tüm konularda önceden anlaşmışlardır. Taraflar bu konularda anlaşamazlar ve bu hususlar, tarafların dilekçelerinde yer alan beyanlar ve dosya muhteviyatına kazandırılan delillerin değerlendirilmesi suretiyle mahkeme tarafından karara bağlanır. Davanın Süresi ve Karmaşıklığı Genellikle daha az karmaşık ve kısa sürelidir. Ortalama 1-3 ay gibi bir zaman diliminde karara bağlanır. Protokolün detayları süreyi etkileyebilir. Çok daha karmaşık ve uzun süren hukuki süreçlerdir. İlk derece mahkemesi aşaması 1-2 yıl sürebilirken, istinaf ve temyiz kanun yolu başvurularıyla birlikte boşanma hükmünün kesinleşmesi ortalama 3-5 yılı bulabilmektedir. Dava Sebepleri ve İspat Yükü Özel bir boşanma sebebi göstermeye ve ispatlamaya gerek yoktur. Anlaşmalı boşanma protokolünde yer alan hükümlerin (özellikle velayet ve iştirak nafakası gibi kamu düzenine ilişkin hususlara dair hükümlerin) hakim tarafından uygun bulunması yeterlidir. Türk Medeni Kanunu’nda belirtilen özel (zina, hayata kast, terk vb.) veya genel (evlilik birliğinin temelinden sarsılması) boşanma sebepleri üzerinden açılır ve gösterilen bu sebeplerin hukuka uygun delillerle ispatlanması gerekir. İspat yükü davacıdadır. Davanın Yargı Süreci Mahkeme, tarafların anlaşmasını gözden geçirir ve genellikle tek celsede daha hızlı karar verir. Tarafların duruşmada bizzat bulunması zorunludur. Tarafların ileri sürdüğü iddialar, tahkikat sürecinde yürütülecek duruşmalar, gönderilecek müzekkereler, tanık dinleme ve delil incelemesi ile ispatlanmaya çalışılır. Mahkeme daha detaylı bir yargılama süreci yürütür. Kapsamlı usul kuralları söz konusudur. Davanın Sonucu ve Etkileri Tarafların önceden belirledikleri şartlar doğrultusunda boşanma gerçekleşir. Gerekçeli kararın tebliği akabinde istinaf yoluna başvurulmaması durumunda boşanma hükmü kısa sürede kesinleşir. Mahkeme, tarafların haklarını ve sorumluluklarını değerlendirerek karar verir. Yerel mahkeme tarafından verilen kararın kesinleşmesi, tarafların istinaf ve temyiz kanun yollarına başvurma hakları nedeniyle çok daha uzun bir süre almaktadır. Maliyet Genellikle daha az yargılama masrafı ve avukatlık ücreti gerektirir. Yargılama giderleri, avukatlık ücretleri, bilirkişi ve keşif masrafları gibi kalemler nedeniyle daha yüksek maliyetli olabilir.

Boşanma Davası Açmak İsteyen Kişiler Nasıl Hazırlık Yapmalıdır?

Boşanma davası açmak isteyen kişilerin, süreci doğru yönetebilmek, hak kaybına uğramamak ve en uygun sonucu elde etmek adına dikkatli bir hazırlık yapmaları gerekmektedir.

  1. a) Boşanma Avukatından Hukuki Danışmanlık Alınması

Türk hukuk sisteminde “boşanma avukatı” adı altında yalnızca boşanma davaları alanında uzmanlaşmış avukatlar bulunmamaktadır. Hukuk fakültesinden mezun olmuş ve ruhsatını almış tüm avukatlar boşanma davalarına bakabilmektedir. Ancak, boşanma davalarının kendine özgü dinamikleri, mevzuat hükümleri, Yargıtay’ın emsal kararları ve yargılama usul kuralları göz önüne alındığında, bu alanda bilgi ve deneyim sahibi bir avukattan hukuki danışmanlık almak büyük önem taşır.

Bir avukat, müvekkilinin hukuki iş ve işlemlerinin mümkün olan en başarılı şekilde yürütülmesini sağlamakla kalmaz, aynı zamanda sürecin başından sonuna kadar yapılabilecek hataları minimize edecek stratejik hazırlığı yapar. Boşanma davalarında hayat boyu ödenecek nafaka, maddi ve manevi tazminat, düğün takıları, mal paylaşımı gibi hususların uzun vadede yüzbinlerce, hatta milyonlarca liralık malvarlıklarını etkilediği düşünüldüğünde, avukatla anlaşılması ve sürecin profesyonel bir şekilde yürütülmesi en doğru seçimdir.

Avukatlık ücreti ödeme gücü olmayan vatandaşlarımız, bulundukları şehirdeki barodan veya adliyelerde yer alan adli yardım bürosundan ücretsiz hukuki destek talep edebilirler.

  1. b) Boşanma Davasında Delillerin Toplanılması

Boşanmak isteyen kişiler, özellikle çekişmeli boşanma davası ihtimalini dikkate alarak, temkinli davranmalı ve delillerini hukuka uygun bir şekilde hazırlamaya başlamalıdır. Bu aşamada son derece dikkat ve özen gösterilmeli, hukuka aykırı veya konusu suç teşkil edecek davranışlardan kesinlikle kaçınılmalıdır.

Hukuka Aykırı Delillerin Durumu:

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 189. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz.

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU

Madde 189- (2) Hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz.

Örneğin, eşler arasında gizli ve izinsiz ses ve görüntü kayıtları, Yargıtay’ın hem hukuk hem de ceza daireleri tarafından farklı şekillerde değerlendirilmektedir. Bu tür kayıtların hukuka uygun olmayan yollarla elde edilmesi, kimi zaman boşanma davasında delil olarak değerlendirilmemesiyle sonuçlanırken, kimi zaman da haberleşmenin gizliliğini ihlal, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi ve saklanması veya özel hayatın gizliliğini ihlal gibi suçlara sebebiyet vererek cezai sorumluluk doğurabilir. Bu nedenle, dijital veya ses kayıtları gibi delillerin elde edilmesi ve kullanılması konusunda mutlaka avukat danışmanlığıyla hareket edilmelidir.

Boşanma Davalarında Kullanılabilecek Deliller:

Boşanma davalarında genellikle şu tür deliller kullanılabilmektedir:

Tanık beyanları

Sosyal medya yazışma ve içerikleri (hukuka uygun elde edilmiş olmak kaydıyla)

Mesajlaşma ekran görüntüleri (hukuka uygun elde edilmiş olmak kaydıyla)

Sosyal ve ekonomik durum araştırması (SED Raporu)

Sosyal İnceleme Raporu (SİR Raporu)

Otel kayıtları

Nüfus kayıtları

Sigorta ve benzeri kurum ve kuruluş kayıtları

Banka kayıtları

Telefon HTS (Historical Traffic Search) kayıtları (mahkeme kararıyla)

Ses ve görüntü kayıtları (hukuka uygun elde edilmiş olmak kaydıyla)

Kolluk tutanakları

Darp raporları

Sağlık raporları

Uzman görüşleri ve bilirkişi raporları

 

Ayrıca, delillerin elde edilmesi amacıyla boşanma davasına bakan mahkemeden, ilgili kişi ve kurumlara müzekkere yazılması yoluyla çeşitli hususların sorulması ve belgelerin dosya muhteviyatına kazandırılması da talep edilebilmektedir.

  1. c) Boşanma Davası Türlerinden Hangisinin Tercih Edileceği Seçilmesi

Tarafların, öncelikle anlaşmalı boşanma ve çekişmeli boşanma yollarından hangisini tercih edecekleri üzerine karar vermeleri gerekmektedir. Taraflar arasında sağlıklı bir iletişim kanalının bulunması halinde, daha az masraflı ve psikolojik olarak daha az yıpratıcı olan anlaşmalı boşanma davaları şiddetle tavsiye edilir. Bu sayede yargılama masrafları, avukatlık ücreti gibi giderler çok daha az tutarlarda olacağı gibi, dava süresi de duruma göre ortalama 2-5 yıl (üst derece mahkemeleri ve mal paylaşımı davası dahil) yerine 2-3 ay olacaktır.

Anlaşmalı veya çekişmeli boşanma davalarından hangisinin tercih edileceğine karar verebilmek için taraflar, bu hukuki süreçlerde kendilerini nelerin beklediğini ve hukuken sahip oldukları haklarının neler olduğunu bilmelidirler. Aksi takdirde, tarafların hangi haklara sahip olduklarını bilmeksizin bu tip hukuki süreçleri yürütmeleri, adeta körebe oynamaktan farksız olacaktır. Bu nedenle, bu hususlara dair detaylı bilgi edinmek için alanında uzman bir boşanma avukatı ile görüşülmeli veya güvenilir hukuki kaynaklardan araştırma yapılmalıdır.

Taraflar arasında boşanma ile ferileri ve ziynet eşyaları ile evlilik mallarının paylaşımına istinaden anlaşma sağlanamaması halinde, boşanma avukatı yardımı ile çekişmeli boşanma davası açılması gerekecektir. Bu durumda, öncelikle delillerin hazırlanması, çekişmeli boşanma davasında öne sürülecek beyanların mahkeme huzurunda daha kapsamlı bir şekilde ispatlanabilmesini sağlayacaktır.

Boşanma Davası Açarken Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Boşanma davası açarken mutlaka yargılama usulü üzerine bilgi edinilmeli ve tebligat süreci son derece dikkatli takip edilmelidir. Sürelere itimat edilmeli ve sürelerin aşılması halinde geri dönülmez hak kayıplarına uğranılacağının bilincinde olunmalıdır. “Usul, esasa mukaddemdir.” sözüne uygun hareket edilmesi gerektiği unutulmamalıdır.

  1. a) Delil Dilekçesi ve Süreler

Özellikle delil dilekçesi, mutlaka süresi içerisinde dosya muhteviyatına kazandırılmalı ve delil dilekçesinin ekinde tüm deliller yer almalıdır. Deliller kural olarak süresinde bildirilir; tarafın elinde olmayan belgeler için kaynağı gösterilerek müzekkere talep edilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunumuzun 145. maddesi koşullarında sonradan delil kabulü mümkündür.

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU

Madde 145- (1) Taraflar, Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremezler. Ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir.

  1. b) Delillerin Stratejik Kullanımı

Elde mevcut olan deliller, dosya durumu ve delillerin ispat niteliği de dikkate alınarak, adeta bir satranç oyuncusunun taşlarını yürütmesi gibi stratejik bir şekilde kullanılmalıdır. Mevcut şartlar dahilinde davanın kazanılması mümkün olmayacak dahi olsa, delillerin doğru bir şekilde kullanılmasıyla en azından yargılama sonucunda verilecek olan hüküm nedeniyle uğranılacak zarar minimize edilebilir.

Özellikle karşı tarafın delillere dair bilgi sahibi olup olmaması, elde bulunan delillerin elde bulunup bulunmadığından şüphe ediyor olması, elde bazı delillerinin bulunduğunu biliyor olsa dahi tam olarak hangi delillerin bulunduğundan emin olamadığı veya elde hiçbir delilin bulunmadığı yanılgısı içerisinde olduğu hallerin hepsinde farklı bir tutum izlenmelidir. Zira dilekçeler safhasında deliller açısından karşı tarafın kozlarını bilmeyen taraf, genellikle beyanlarını bu neviden bir kaygı içerisinde verecek ve sunabileceği kimi beyanları sunmaktan geri duracakken, sunmaması gereken bazı beyanları da kendisi açısından daha elverişli bir durum yaratabileceği yanılgısıyla sunabilecektir. Örneğin hukuka uygun olarak elde edilmiş olan bir ses kaydının yargılamanın başında dava dilekçesi ekinde sunulması durumunda karşı taraf, beyanlarını halihazırda dosyaya sunulmuş olan ses kaydı delilini de dikkate alarak sunmayı tercih edebilir; ancak ses kaydının dilekçelerin teatisi aşaması sona erdikten sonra delil dilekçesi ile birlikte sunulması durumunda karşı tarafın ses kaydının gerçekten mevcut olup olmadığının ve eğer mevcutsa içeriğinde ne bulunduğunun bilgisine sahip olmaması nedeniyle gerçeğe aykırı beyanlarda bulunması durumu söz konusu olabilir. Bu durumda karşı tarafın dürüstlüğe aykırı beyanlarda bulunması halinde, bu tutum mahkeme nezdinde ortaya konulmuş olur. Ek olarak, HMK 189/2 gereği hukuka aykırı deliller kural olarak kullanılamaz. Dijital/ses kayıtlarında cezaî riskler bulunduğundan dolayı mutlaka avukat danışmanlığıyla hareket edilmelidir. Bu örneğimizde ifade etmiş olduğumuz durum, başlı başına davanın kazanılmasını sağlamayacak dahi olsa, tanık beyanı gibi takdiri delillerin dikkate alınması aşamasında mahkemenin tarafların dürüstlüğüne dair bilgi sahibi olmasını sağlayabilir. Nihayetinde hakimin kanaatini, adaletin sağlanması için doğru yönde etkileyerek hakimin somut olayı daha doğru anlamasına ve görevini yetkin bir şekilde yapmasına etki edebilir.

Dolayısıyla özellikle delillerin kullanılmasına ilişkin olarak aceleci davranmaktan kaçınılmalı ve dilekçelerin teatisi aşamasında herhangi bir çelişkili beyanda bulunulmamalıdır. Akabinde, tahkikat aşamasında da tanık beyanları ve diğer delillerle bu beyanlar desteklenmeli ve ileri sürülen hususlar, usule uygun olarak ispat edilmelidir.

  1. c) Boşanma Davasını İlk Kim Açmalıdır?

Halk arasında “davayı ilk açan, hakimin gözünde yuvayı yıkandır.” veya “davayı ilk açan haklıdır” gibi gerçek hukuki durumla alakası bulunmayan bazı inanışlar söz konusu olabilmektedir. Ancak boşanma davaları açısından esas önemli olan davayı ilk kimin açtığı değil, hangi tarafın beyanlarını daha iyi bir şekilde ileri sürdüğü ve ileri sürülen beyanların hangilerinin, ne şekilde hukuka uygun delillerle ispatlandığıdır. Boşanma davası önceden açılıp diğer eşe sonradan tebliğ edilse dahi, diğer eşin cevap süresi içerisinde karşı dava açma hakkı mevcuttur. Hatta Hukuk Muhakemeleri Kanunumuzun ilgili maddeleri uyarınca diğer eş, cevap süresi geçtikten sonra dahi karşı dava açabilmektedir.

Boşanma ve Mal Paylaşım Davasında Tedbir Hükümleri

Boşanma ve mal paylaşım davalarında, eşlerin birbirlerinden mal kaçırmalarının engellenmesi ve müşterek çocuklar ile eşlerin sosyal hayat düzeylerinin korunması adına mahkeme tarafından tedbiren bazı kararlar alınabilir. Bu geçici önlemler, davanın devamı süresince eşlerin barınmasına, geçimine, mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin olabilir.

TÜRK MEDENİ KANUNU

Madde 169– Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re’sen alır.

Başlıca tedbir hükümleri şunlardır:

Koruyucu ve Önleyici Tedbir Kararları: Eşlerden birinin şiddet mağduru olması durumunda, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun uyarınca koruyucu ve önleyici tedbir kararlarına hükmedilebilir.

Müşterek Konutun Tahsisi: Eşlerden biri lehine müşterek konutun tahsisine karar verilebilir.

Müşterek Çocuğun Geçici Velayeti: Yargılama boyunca müşterek çocuğun geçici velayeti eşlerden birine bırakılabilir.

Tedbir Nafakası: Yargılama boyunca ödenmek üzere, dava süresince yoksulluğa düşecek olan eş ile müşterek çocuklar yararına tedbir nafakasına hükmedilebilir. Tedbir nafakasında kusur aranmaz.

İhtiyati Tedbir Kararı: Boşanma davası ile birlikte mal rejiminin tasfiyesi davası da açılmışsa, karşı tarafın adına kayıtlı ev, araba ve banka hesabı gibi taşınır ve taşınmazlara ilişkin olarak ihtiyati tedbir kararı alınabilir, böylece bunların diğer eş tarafından 3. kişilere devredilmesi ve mal kaçırılması önlenebilir.

Boşanma Davasının Yürütülmesi ve Sonuçlanması

Boşanma davasının açılması tek başına bir anlam ifade etmez; yargılama sürecinin usule uygun bir şekilde tamamına erdirilmesi ve gerekli tüm işlemlerin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve diğer ilgili mevzuata uygun şekilde yerine getirilmesi, tüm bunların sonucunda mahkeme tarafından boşanmaya hükmedilmesi akabinde boşanma kararının kesinleştirilmesi gerekmektedir.

  1. a) Anlaşmalı Boşanma Davasının Yürütülmesi

Anlaşmalı boşanma davalarında davanın açılmasıyla birlikte duruşma gününün alınması gerekir. Bazı mahkemeler anlaşmalı boşanma durumunda duruşma gününün belirlenmesinde vatandaşlara yardımcı olmakta ve duruşma gününün mahkeme planına göre boş olan günlerden biri arasından seçilmesine müsaade etmektedir. Ancak genellikle taraflara seçim şansı verilmez ve mahkemece tensip zaptı hazırlanarak duruşma günü taraflara bildirilir. Tek celsede görülen duruşmada hakim, tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirir ve protokolü onaylar.

  1. b) Çekişmeli Boşanma Davasının Yürütülmesi

Çekişmeli boşanma davasında öncelikle dilekçelerin teatisi aşaması tamamlanır. Bu aşamada davacı dava dilekçesini sunar, davalı cevap dilekçesini sunar, davacı cevaba cevap dilekçesini sunar ve davalı ikinci cevap dilekçesini sunar. Sonrasında ön inceleme tensip tutanağı düzenlenerek taraflar ön inceleme duruşmasına çağrılır ve delil dilekçelerinin sunulması için süre verilir. Ön inceleme duruşmasında herhangi bir sorunla karşılaşılmaması durumunda tahkikat aşamasına ve sözlü yargılamaya geçilir. Bundan sonra karar aşamasına kadar yargılama, yapılacak olan duruşmalar, tanık dinlemeleri, bilirkişi incelemeleri ve müzekkereler yardımıyla yürütülür. Tüm bu süreç boyunca yapılacak en ufak bir hatanın sonuçları çok ağır olabilmektedir.

  1. c) Boşanma Kararının Kesinleşmesi

Mahkeme tarafından çekişmeli veya anlaşmalı boşanma davalarında boşanma hükmü kurulup bu hüküm kesinleştirilmedikçe tarafların evlilik birliktelikleri ve sadakat yükümlülükleri devam edecektir. Boşanma davasının kesinleştirilmesi için, mahkeme tarafından verilen karara ilişkin olarak gerekçeli kararın yazılması gerekir. Kararı veren hakim, bir aylık süre içerisinde kararını gerekçelendireceği gerekçeli kararı yazar. Gerekçeli kararın taraflara tebliğ edilmesi, taraflarca talep edilmelidir. Aksi takdirde mahkeme gerekçeli kararı resen tebliğe çıkarmamaktadır. Gerekçeli kararın tebliği akabinde iki haftalık süre içerisinde kararın istinaf edilmemesi durumunda karar kesinleşir ve boşanma hükmü tüm hüküm ve sonuçlarını doğurur. Ancak eğer taraflardan biri istinaf yoluna başvurursa yargılamaya yetkili bölge adliye mahkemesi nezdinde devam olunur. Sonrasında da kararın temyizi söz konusu olabilir. Boşanmaya ilişkin hükmün, kesinleştirilmeksizin hüküm ve sonuçlarını doğuramayacağı hususu unutulmamalıdır.

NÜFUS HİZMETLERİ UYGULAMA YÖNETMELİĞİ

Madde 27- (1) Boşanma tarihi, boşanma kararının kesinleştiği tarihtir. Yabancı ülke adlî veya idarî makamlarınca verilen boşanma kararlarına yönelik Türk mahkemelerince tanıma/tenfiz kararı verilmesi ya da Kanunun 27/A maddesine göre yetkili kurumlar tarafından aile kütüklerine tesciline karar verilmiş olması halinde, yabancı ülke adlî veya idarî makamlarınca verilen kararın kesinleşme tarihi, boşanma tarihi olarak aile kütüklerine tescil edilir.

Boşanma Davasının Avukat Yardımıyla veya Avukatsız Yürütülmesi

Boşanma davalarında tarafların avukat ile anlaşmak ve kendilerini avukat ile temsil ettirmek gibi bir zorunlulukları bulunmamaktadır. Aslında ülkemizde bir takım ceza hukukuna dair iş ve işlemler haricinde, neredeyse hiçbir davada tarafların kendilerini avukat ile temsil etmeleri zorunlu değildir. Kişilerin avukat ile anlaşmalarının esas sebebi, avukatların hukuku ve uygulama kuralları ile mahkemeler tarafından daha önce verilmiş olan emsal kararları bilmeleri ve müvekkillerinin hukuki iş ve işlemlerinin mümkün olan en başarılı şekilde yürütülmesini sağlamalarıdır. Boşanma davalarında hayat boyu irat şeklinde ödenecek olan nafaka, maddi ve manevi tazminat, düğün takıları, mal paylaşımı gibi hususların uzun vadede yüzbinlerce lirayı ve hatta kimi zaman milyonlarca liralık malvarlıklarını etkilediği göz önüne alınırsa, avukat ile anlaşılması ve sürecin avukat aracılığıyla yürütülmesi yapılabilecek en doğru seçim olarak görülmektedir. Ayrıca boşanmada ev eşyalarının paylaşımı hususu da önem arz etmektedir ve dikkatle ele alınmalıdır.

Özellikle çekişmeli boşanma davaları başta olmak üzere, süreç boyunca olası hak kayıplarının önüne geçilebilmesi adına mutlaka bir avukatın profesyonel yardımını almakta fayda vardır.

Boşanma Davasının Ferileri Nelerdir?

Boşanma davasının ferileri, boşanma kararıyla birlikte veya boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren belirli süreler içinde talep edilebilecek olan nafaka, tazminat ve velayet hususlarıdır. Bu haklara ilişkin talepler, boşanma davasıyla birlikte ileri sürülebilecekleri gibi, boşanma davasının kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içerisinde de ileri sürülebilirler. Ancak velayet ve iştirak nafakası, çocuğun üstün yararını ilgilendiren ve kamu düzenine ilişkin olan hususlar olmasından mütevellit her an ileri sürülebilirler, nafaka ve tazminatta olduğu gibi 1 yıllık hak düşürücü süre söz konusu değildir.

  1. a) Nafaka

Nafaka, boşanma sonucunda ekonomik olarak zor duruma düşecek olan eşe veya çocuklara yapılan mali destektir. Türk Medeni Kanunu’nda üç ana nafaka türü düzenlenmiştir:

Tedbir Nafakası (TMK m. 169): Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re’sen alır. Bu kapsamda hükmedilen nafakaya tedbir nafakası denir. Tedbir nafakasında kusur aranmaz.

İştirak Nafakası (TMK m. 327): Velayeti kendisine bırakılmayan eşin, çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için velayeti alan eşe ödediği nafakadır. Çocuğun üstün yararı gözetilerek belirlenir.

TÜRK MEDENİ KANUNU

Madde 327– Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır. Ana ve baba, yoksul oldukları veya çocuğun özel durumu olağanüstü harcamalar yapılmasını gerektirdiği takdirde ya da olağan dışı herhangi bir sebebin varlığı hâlinde, hâkimin izniyle çocuğun mallarından onun bakım ve eğitimine yetecek belli bir miktar sarfedebilirler.

 

Yoksulluk Nafakası (TMK m. 175):

TÜRK MEDENİ KANUNU

Madde 175– Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.

Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınır. Çocuğun gelirleri de göz önünde bulundurulur.

TÜRK MEDENİ KANUNU

Madde 330– Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de göz önünde bulundurulur. Nafaka her ay peşin olarak ödenir. Hâkim istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.

  1. b) Tazminat

Boşanma davasında maddi ve manevi tazminat talepleri de ileri sürülebilir.

Maddi Tazminat (TMK m. 174):

TÜRK MEDENİ KANUNU

Madde 174– Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir.

Manevi Tazminat (TMK m. 174):

TÜRK MEDENİ KANUNU

Madde 174- … Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.

Tazminatın belirlenmesinde tarafların kusur oranları, kusurlu davranışın ağırlığı, tazminat alacaklısının maddi ve manevi bütünlüğünde meydana gelen azalmanın miktarı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve refah düzeyleri gibi birçok farklı değişken gözetilmek suretiyle hükme bağlanır. Eşit kusur halinde tazminat ödenmez. Türk Borçlar Kanunu’nun 50. ve 51. maddeleri de tazminatın belirlenmesinde hakimin takdir yetkisini ve zararın ispatını düzenler.

TÜRK BORÇLAR KANUNU

Madde 50– Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.

TÜRK BORÇLAR KANUNU

Madde 51– Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. Tazminatın irat biçiminde ödenmesine hükmedilirse, borçlu güvence göstermekle yükümlüdür.

  1. c) Velayet

Velayet, ergin olmayan çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması ile ilgili hak ve sorumlulukları kapsar. Boşanma davasında velayet, çocuğun üstün yararı gözetilerek eşlerden birine bırakılır.

TÜRK MEDENİ KANUNU

Madde 335- Ergin olmayan çocuk, ana ve babasının velâyeti altındadır. Yasal sebep olmadıkça velâyet ana ve babadan alınamaz. Hâkim vasi atanmasına gerek görmedikçe, kısıtlanan ergin çocuklar da ana ve babanın velâyeti altında kalırlar.

Mahkeme, velayet düzenlemesinde ana ve babayı dinledikten ve çocuğun menfaatlerini esas tuttuktan sonra karar verir.

TÜRK MEDENİ KANUNU

Madde 182 – Mahkeme boşanma veya ayrılığa karar verirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet altında ise vasinin ve vesayet makamının düşüncesini aldıktan sonra, ana ve babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler. (Ek ikinci fıkra:24/11/2021-7343/37 md.) Mahkeme, kararında kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilebileceğini ihtar eder. Velâyetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Hâkim, istem hâlinde irat biçiminde ödenmesine karar verilen bu giderlerin gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.

Boşanmada Mal Paylaşımı

Çekişmeli boşanma davasında mal paylaşımı doğrudan sağlanamaz. Bunun için ayrıca “mal rejiminin tasfiyesi davası” veya diğer adıyla “boşanmada mal paylaşımı davası” açılması gerekir. Mal paylaşımı davası, çekişmeli boşanma davasıyla birlikte açılabilir, ancak çekişmeli boşanma davası, mal paylaşımı davası için bekletici mesele yapılır ve mal paylaşımı davasının görülebilmesi ile bu davada hüküm kurulabilmesi için çekişmeli boşanma davasında boşanmaya hükmedilmesi ve bu kararın kesinleşmesi beklenir.

Türk Medeni Kanunu’na göre, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması asıldır.

TÜRK MEDENİ KANUNU

Madde 202– Eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması asıldır. Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kanunda belirlenen diğer rejimlerden birini kabul edebilirler.

Edinilmiş mallara katılma rejimi, edinilmiş mallar ile eşlerden her birinin kişisel mallarını kapsar.

TÜRK MEDENİ KANUNU

Madde 218– Edinilmiş mallara katılma rejimi, edinilmiş mallar ile eşlerden her birinin kişisel mallarını kapsar.

Bu rejimde, her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olurlar. Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma halinde hakim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.

TÜRK MEDENİ KANUNU

Madde 236- Her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olurlar. Alacaklar takas edilir. Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.

Anlaşmalı boşanma davasında ise taraflar, mal paylaşımı hususunda serbestçe belirleme yapabilirler ve bu hususu anlaşmalı boşanma protokolüne dahil edebilirler.

Sıkça Sorulan Sorular

Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Boşanma davası açmak isteyen kişiler, hazırlayacakları çekişmeli veya anlaşmalı boşanma davası dilekçesini görevli ve yetkili mahkemeye sunmalı ve gerekli harçlar ile masrafları yatırmalıdır. Söz konusu bu dilekçede boşanma nedenleri yer almalı ve talepler açıkça ifade edilmelidir. Boşanma davalarında en küçük bir hatanın çok ağır sonuçları olabileceği hususu dikkate alınmalı ve mümkünse alanında uzman bir boşanma avukatından yardım alınmalıdır.

Boşanma Davası Açarken Nelere Dikkat Etmek Gerekir?

Boşanma davası açarken, boşanma için yasal gerekliliklerin karşılandığından emin olunmalı ve yargılama usulüne ilişkin kurallara tam olarak uyulmalıdır. Dilekçelerin sürelerinin kaçırılması veya ileri sunulması gereken hususların usule uygun bir şekilde mahkemeye sunulmaması durumunda geri dönüşü imkansız hak kayıplarının yaşanabileceği unutulmamalıdır. Ayrıca boşanma davası için gerekli olacak olan deliller, genellikle boşanma davasının açılmasından önce elde edilmiş ve güvence altına alınmış olmalıdır. Bu süreçte, aile hukuku alanında uzmanlaşmış bir avukattan destek almak önemlidir. Avukat, tüm yasal gerekliliklerin yerine getirilmesi konusunda ihtiyaç sahibi olan vatandaşlara rehberlik edebilir ve haklarının korunmasını sağlayabilir.

Anlaşmalı Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Anlaşmalı boşanma davasının açılabilmesi için eşlerin boşanma ve ferileri (nafaka, tazminat, velayet) ile ziynet eşyaları ve evlilik mallarının paylaşımı gibi hususlara ilişkin olarak anlaşmaya varmış olmaları gerekir. Tarafların boşanma ve ferileri ile boşanmanın mali sonuçlarına dair anlaşmaya varmaları halinde anlaşmalı boşanma protokolü hazırlanır ve bu protokol, anlaşmalı boşanmaya dair dava dilekçesinin ekinde mahkemeye sunularak ilgili harçlar ile masraflar yatırılır. Böylece anlaşmalı boşanma davası açılmış olur.

Çekişmeli Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Çekişmeli boşanma davasının açılabilmesi için Türk Medeni Kanunu’nun 161. maddesi ile devamında düzenlenmiş olan boşanma sebeplerinden birine veya terditli olarak birkaçına dayalı olarak çekişmeli boşanma dava dilekçesi hazırlanmalı ve bu dilekçe, ekleri ile birlikte mahkemeye sunularak ilgili harçlar ve masraflar yatırılmalıdır. Böylece çekişmeli boşanma davası açılmış olur. Çekişmeli boşanma dava dilekçesinde karşı tarafın hangi davranışları nedeniyle boşanmada kusurlu olduğu hususu ifade edilmeli ve karşı tarafa kusur izafe edilmelidir.

Boşanma Davası Ne Kadar Sürer?

Boşanma davalarının süresi, davanın anlaşmalı mı yoksa çekişmeli mi görüldüğüne göre değişiklik göstermektedir: Anlaşmalı boşanma davaları genellikle 1-3 ay arası bir sürede tamamlanırken; çekişmeli boşanma davalarında ilk derece mahkemesi yargılaması 1-2 yıl kadar sürebilmekte, istinaf ve temyiz süreçleri ile birlikte boşanma hükmünün kesinleşmesi 3-5 yıl kadar bir sürede sağlanabilmektedir. Dolayısıyla çekişmeli boşanma davaları genellikle anlaşmalı boşanma davalarına nazaran çok daha uzun sürede tamamlanan davalardır.

Boşanma Davası Avukatlık Ücretleri Ne Kadardır?

Boşanma davası avukatlık ücretleri, davanın çekişmeli veya anlaşmalı oluşuna ve kapsamına göre değişkenlik göstermektedir. 2025 yılı için anlaşmalı boşanmada ücretler uygulamada çoğunlukla 30.000-100.000 TL, çekişmeli davalarda 70.000-200.000 TL ve üzeri seviyesindedir. Bu ücretler, Türkiye Barolar Birliği tarafından her yıl belirlenen Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin altında olamaz.

Boşanma Davası Mahkeme Masrafları Ne Kadardır?

Boşanma davası mahkeme harç ve masrafları, 2025 yılı için dava açılışı aşamasında ortalama 2.000-3.000 Türk Lirası tutarında olabilmekte ve yargılamanın ilerleyen safhalarında tanık beyanı, tercüme işlemleri, tebligat giderleri, keşif ve bilirkişi ücretleri gibi çeşitli gider kalemleri nedeniyle artış gösterebilmektedir.

Boşanmanın Ferileri Nelerdir?

Boşanma davasının ferileri: Velayet, nafaka ve tazminattır. Boşanmanın ferileri olarak adlandırılan bu haklar, boşanma davası ile birlikte talep edilebilir ve bu şekilde talep edilmiş olmaları durumunda ayrıca harç ve vekalet ücreti ödemesi yapılmaz. Ancak bu haklar boşanma davası ile birlikte talep edilmez de boşanma davası sonuçlandıktan sonra ayrıca bir dava ile talep edilirse, ayrıca harç ve vekalet ücreti gibi ödemeler gündeme gelebilecektir.

Boşanma Davası Avukatsız Açılır Mı?

Boşanma davasının avukat olmaksızın açılması mümkündür. Ancak bu durumda geri dönülmesi imkansız hak kayıplarının yaşanması durumu da söz konusu olabilecektir. Bu nedenle boşanma davası açmak isteyen vatandaşlara, bu davayı mutlaka alanında uzman bir boşanma avukatının yardımıyla açmaları ve tamamına erdirmeleri tavsiye edilmektedir.

Boşanma Davasını İlk Kim Açmalıdır?

Halk arasında çekişmeli boşanma davasını ilk kimin açtığının, davanın sonucunu değiştireceğine dair yaygın bir yanlış kanı söz konusudur. Ancak çekişmeli boşanma davasını ilk kimin açtığı değil, davada ileri sürülen iddiaları hangi tarafın daha kuvvetli şekilde ispatladığı hususu önem arz etmektedir.

En Hızlı Boşanma Nasıl Olur?

En hızlı sonuç alınan boşanma davaları, anlaşmalı boşanma davalarıdır. Çünkü çekişmeli boşanma davalarında karşı tarafa kusur izafe edilmeli ve bu iddialar ispatlanmalıdır, ayrıca tarafların istinaf ve temyiz kanun yollarına başvuruda bulunmaları da bu sürecin uzamasına sebebiyet verebilmektedir. Ancak anlaşmalı boşanma davalarında tek bir duruşma yapılır ve sonrasında boşanma hükmünün kesinleştirilmesi aşamasına geçilir.

Tek Celsede Boşanma Nasıl Olur?

Tek celsede boşanma, anlaşmalı boşanma davalarında söz konusu olmaktadır. Çekişmeli boşanma davalarında ilk duruşma, ön inceleme duruşmasıdır ve bu duruşmada ancak tahkikat aşamasına ve sözlü yargılamaya geçilmesine karar verilmektedir. Dolayısıyla tek celsede boşanmak isteyen taraflar, anlaşmalı boşanma yolunu tercih etmelidir.

Boşanmada Nafaka Nasıl Belirlenir?

Boşanma davasında nafaka: Tarafların kusur durumları ve kusur oranları, ekonomik ve sosyal refah durumları ile güncel ekonomik koşullar dikkate alınmak suretiyle belirlenir. Bununla birlikte her nafaka türünün şartlarının sağlanıp sağlanmadığı olgusu, her somut olay açısından ayrı ayrı değerlendirmeye tabi tutulur. Dolayısıyla tedbir nafakası, iştirak nafakası ve yoksulluk nafakası açısından ayrı ayrı değerlendirme yapılır. Anlaşmalı boşanma davasında kural olarak taraflar, nafaka miktarını serbestçe tayin edebilir; ancak iştirak nafakası kamu düzenini ilgilendiren bir husus olduğu için anlaşmalı boşanma davasında da hakim tarafından iştirak nafakası belirlenebilir ve tarafların onayına sunulabilir.

Boşanmada Tazminat Nasıl Belirlenir?

Çekişmeli boşanma davasında maddi ve manevi tazminat: Tarafların kusur durumları ve kusur oranları, somut olayda meydana geldiği ispat edilen kusurlu davranışın ağırlığı ve tazminat alacaklısının maddi ve manevi bütünlüğünde meydana gelen azalmanın miktarı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve refah düzeyleri gibi birçok farklı değişken gözetilmek suretiyle hükme bağlanır. Anlaşmalı boşanma davalarında taraflar, tazminata hükmedilip hükmedilmemesine ve eğer hükmedilecekse tazminat miktarına kendi iradelerine ve aralarındaki anlaşmaya uygun olarak karar verebilirler.

Boşanmada Kim Nafaka Öder?

Boşanma davasında çocuğun geçici velayetini alamayan taraf yargılama boyunca tedbir nafakası öder, boşanma davasının sonuçlanması akabinde velayet kesin olarak eşlerden birine bırakılınca, diğer eş müşterek çocuk için iştirak nafakası ödemeye devam eder. Yoksulluk nafakası ise yalnızca kusuru diğer eşten ağır olmamak kaydıyla, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olan eşin almaya hak kazanacağı nafaka türüdür. Bununla birlikte boşanma davası süresince eşlerden birine çocuk olmasa dahi kendi geçimini sağlaması için tedbir nafakası bağlanabilir. Tedbir nafakası ödenmesinde kusur aranmaz. Dolayısıyla örneğin aldatan kadın bile boşanma davası boyunca tedbir nafakası alabilir.

Boşanmada Kim Tazminat Öder?

Boşanma davasında maddi ve manevi tazminatı, kusursuz veya diğer eşe nazaran daha az kusurlu olan eş alır. Dolayısıyla eşit kusur halinde tazminat ödenmez. Ancak maddi ve manevi tazminatın diğer şartları da sağlanmalıdır. Özetle davayı kaybeden taraf tazminat öder ancak, maddi tazminat açısından mevcut veya beklenen menfaatlerin zarara uğraması ve manevi tazminat açısından da kişilik haklarının saldırıya uğraması şartlarının gerçekleşmiş olması gerekir.

Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Olur?

Çekişmeli boşanma davasında mal paylaşımı sağlanamaz, bunun için ayrıca mal rejiminin tasfiyesi davası ya da diğer adıyla boşanmada mal paylaşımı davasının açılması ve taraflar arasındaki mal rejimine göre katkı payı, katılma payı ya da değer artış payı alacağı talep edilmesi gerekir. Mal paylaşımı davası çekişmeli boşanma davasıyla birlikte açılabilir, ancak çekişmeli boşanma davası, mal paylaşımı davası için bekletici mesele yapılır ve mal paylaşımı davasının görülebilmesi ile bu davada hüküm kurulabilmesi için çekişmeli boşanma davasında boşanmaya hükmedilmesi ve bu kararın kesinleşmesi beklenir. Anlaşmalı boşanma davasında ise taraflar mal paylaşımı hususunda serbestçe belirleme yapabilirler.

Eşlerden Biri Boşanmak İstemezse Ne Olur?

Eşlerden birinin boşanmak istememesi durumunda diğer eş tarafından çekişmeli boşanma davası açılabilir. Boşanmak isteyen eş, boşanmak istemeyen eşin kusurlu davranışları olduğunu iddia ve ispat ederse, diğer eş boşanmak istememesine rağmen boşanmaya karar verilebilir. Dolayısıyla her somut olay kendi özelinde değerlendirilir.

Boşanma davanız ve açılan davaların savunulması süreçlerinde hukuki destek almak için büromuzla iletişime geçebilirsiniz. Boşanma davası açmak veya açılmış bir davanın takibi için boşanma avukatı kadromuzdan avukatlık hizmeti alabilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir